Pusat

9/10/2007 · Kategori: Pusat

Pusat dizi muziği

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Pusat Dizisi Röportajı Türkü ile rap’i harmanlayip yeni bi

9/10/2007 · Kategori: Pusat

Pusat Dizisi Röportajı Türkü ile rap’i harmanlayip yeni bir sentez bulduk

Rap ile Türk halk müziği Pusat dizisinde biraraya geldi. Türkü ustası Cengiz Özkan ile rapçi Fuat bu sıradışı müziği seslendirmekle kalmıyor aynı zamanda oyunculuklarını da konuşturuyorlar. Bu iki aykırı karakter yanyana gelince en az dizideki kadar uyum oluşturuyor. Yayınlandığı ilk günde reytinglerde zirveye yerleşen Pusat, orijinal hikâyesi, oyuncularının başarısı kadar müzikleriyle de dillerden düşmüyor. Türk halk müziği ile rap’in ustaca harmanlandığı dizide izleyici, doyasıya türkü dinlerken, hiphop ve rap türüne de aşina oluyor. Müzik danışmanlığını Türk halk müziği sanatçısı Ulaş Özdemir’in yaptığı Pusat’ta, farklı bir sentez var. “Birbirini bıçak gibi kesen bu iki tür nasıl bir araya gelir?” diyorsanız, Show TV’nin yeni dizisi Pusat’ı hâlâ seyretmemişsiniz demektir.

Dizide doğu batı sentezinin nasıl gerçekleştiğine gelince; yapımcı Osman Sınav diziye, Ozan Niyazi (Cengiz Özkan-Türk halk müziği sanatçısı) ve rapçi Fuat (Fuat Ergin) adında iki karakter yerleştirmiş. Ozan Niyazi, dizeleriyle birlikte bağlamasını çalarken, araya başka bir ritimle rapçi Fuat giriyor. Cengiz Özkan ve Fuat Ergin, türkü söylemekle kalmayıp yan hikâye ile girdikleri dizide yılların usta oyuncularına taş çıkartıyor.

İnsanın aklına ilk etapta “Acaba anlaşıyorlar mı? Bu birliktelik zor oldu mu?” soruları gelse de ikiliyi bir arada gördüğünüzde bu sorular havada kalıyor. Kısa süre önce tanışmış olmalarına rağmen, sanki yıllardır birlikte çalışıyor izlenimi veriyorlar. Müziğin evrensel bir dil olduğu, sevgi ve barışın en önemli adresi olduğu Cengiz Özkan’ın şu cümleleriyle perçinleniyor zaten: “Rap ile halk müziğinin bir araya gelmesi olarak değerlendirmeyelim bunu. Fuat ile benim bir araya gelmem olarak bakalım. O rap yapıyor, ben türkü söylüyorum. Belki ileride atışmalar olacak; ama insanın olduğu her yerde biz varız. Amacımız, insanlara tebessüm ettirmek.”

Fuat Ergin’in diziye giriş hikayesi de çok ilginç. Teklifi alır almaz kendince bir araştırmaya girmiş. Âşık ve ozan kültürü hakkında günlerce bilgi toplamış. Ve tabii ki daha önce hiç tanımadığı Cengiz Özkan’ı araştırmış sanal dünyada. Abi dediği Özkan’ı tanıdığı için çok mutlu. Gözünün içine bakıyor adeta. Saygı duyduğunu ve onun çok mükemmel bir insan olduğunu söylüyor.

Konuşmamızın bir yerinde geçen “Rap, Batı kültüründen geldi” sözüne itiraz ediyor Ergin. “Konuşarak ritimler üzerine söz söyleme her kültürde vardır. Kızılderililerde ve Afrikalılarda da vardı. Hikâyeler kafiyelerle nesilden nesile aktarılırdı. Biz de türkü ile rap’i harmanladık, yeni bir sentez ortaya çıktı. Rap’te de olimpik bir düşünce vardır. Karşındaki ile dövüşeceğine, onu sözlerinle yen. Ben çok memnunum.” diyor. İlk rol deneyimi biraz heyecanlandırmış Cengiz Özkan’ı. Kameralar, ışıklar… Olur mu olmaz mı diye endişeye kapılsa da kısa sürede atmış o korkuyu. Hem de ne atmak. Âşık Veysel’den dizeler okuyor. İlk bölümde söylediği “Kısmetinde yoksa dayak bile yiyemezsin” herkesin dilinde. “Konuşabiliyorsak, müzik de yapabiliriz.” diyen Özkan, konuşur gibi müzik yapmanın kültürümüzle bağlantısını şöyle açıklıyor: “Müziğin temelinde konuştuğumuz gibi şarkı söyleyip, şarkı söylediğimiz gibi konuşmanız gerekir. Mani atma vardır bizde. Doğaçlamadır ve müzik yoktur. Taşlamalar vardır. “Leb değmez” denir. Bunlar unutulmuştur şimdilerde. Tekerlemeler vardır. O da bir rap’tir aslında. Şimdi benim bir rapçi ile atışmam yadırganabilir. Ancak Türk halk müziği ne benim ne de bir başkasının müdahalesiyle yıkılacak bir şey değildir. İkimiz de buradayız, müzik yapmıyoruz; ama konuşuyoruz. En önemlisi dünyaya aynı şekilde bakıyoruz. Açıkça itiraf edeyim, ben birbirine bu kadar geçeceğini düşünmüyordum. Çünkü ilk yaptığımızda çok ayrı durdu birbirinden. Sonra olabileceğini gördük.”

Rap yapmasam yoldan çıkardım!

Rap yaptığı kadar rolünün de hakkını veren Fuat Ergin’in, Alman yapımı bazı filmlerde küçük de olsa rolleri var. Almanya doğumlu olan ve sık sık gidip gelen Ergin’in “Küçük İstanbul” dediği Berlin, burnunda tütüyor. 28 sene Almanya’da yaşamış ve tüm arkadaş çevresi orada. Çok badireler atlatmış. Kötü yola düşmekten müzik sayesinde kurtulmuş. Arkadaşları arasında karanlık işlere kalkıştıkları için cezaevine düşenler, hatta ölenler bile olmuş. O ise zor günlerinde müziğe sarılarak hayata sarılmış. Müziğin hayatına yön verdiğini söyleyen Ergin’in rap yapan gençlerden bir ricası var: “Rap’i İstanbul Türkçesiyle yapmayın. Çok sırıtıyor. Hangi ildenseniz kendi şivenizi kullanın. Çok daha doğal oluyor. Bundan kesinlikle utanmayın.” Birlikte sahneye çıkmalarının daha erken olacağını düşünen ikili, ortak albüme sıcak bakıyor. Sahneye çıkma fikri ise Ergin’i heyecanlandırıyor. “Çok isterim.” diyor. Özkan ise, “Albüm çıkarabiliriz, neden olmasın? Önyargıya gerek yok. Biz yaparız olur ya da olmaz, yeter ki niyetiniz iyi olsun.” diyor. Hâlâ izlemeyenler için “Zafere giden yolda, çekilen çile kutsaldır.” sloganıyla ekrana çıkan Pusat’ın hikâyesine gelince: Genç boksör Ali Pusat (Haluk Piyes), şampiyonluk maçı öncesinde yaşadığı talihsiz olaylar nedeniyle hapse girer. Şampiyonluk kürsüsüne çıkacakken altı yılını hapiste geçirmeye mahkum olur. Yanlış bir anlaşılma yüzünden boks hocasıyla arası açılan ve sevdiği kız Hediye’yi (Yasemin Balık) de kaybeden Ali, hapisten çıktığı gün yaptığı hataları düzeltmek ve şampiyonluk yolunda mücadelesini sürdürebilmek için yepyeni bir hayata başlayacaktır.

Fuat Ergin: “Türk halk müziğinin içinde büyüdüm…”

Sevenlerim Türk halk müziği ile rap’i birleştirmemizden dolayı mutlular. Her türlü eleştiriye de açığım. Yeter ki yapıcı olsun. İnandığım için buradayım. Türk halk müziği ile büyüdüm. Annem babam, evde hep THM dinlerlerdi. İzzet Altınmeşe, Belkıs Akkale ve Özay Gönlüm bana uzak değil.

Cengiz Özkan: “Fuat sayesinde rap dinlemeye başladım…”

Kötü bir tepki almadım; ama ben işlerimi övgülere ya da eleştirilere göre yapmam. Övmelerini de istemem, eleştirilere de takılmam. Fuat’ı tanımadan önce ne bir rap kaseti aldım ne de dinledim. Daha çok eskileri dinlerim. Taş plak, Hafız Kemal vs. Ama şimdi Fuat sayesinde rap dinliyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Şahin Çelik Röportajı

9/10/2007 · Kategori: Pusat

Şahin Çelik Röportajı

 

Show TV’de yayınlanan Pusat dizisi ilgiyle izlenmeye devam ediyor. Kangal’ı yani Şahin Çelik’i önce Acı Hayat dizisinde Terzi karakteriyle tanımıştık. Ardından Pusat’ta boks antrenörü Kangal Selahaddin olarak karşımıza çıktı. Devlet tiyatrosu sanatçısı başarılı oyuncu, diziyle ilgili düşüncelerini Show Haber’e anlattı. “Senaryoyu okuduğumda Pusat’ı fazla rağbet göreceğini tahmin ettim çünkü konusu itibariyle diğer dizilerden farklıydı, farklı bir konu yakalanmıştı. İçinde sadece dövüş olsaydı o zaman biraz kuşkum olabilirdi ama dövüşün yanında çok duygusal yaşanan anlarda var. Sivas’a çekim için gittiğimizde Sivas’lılarla hemen irtibata geçtim. En fazla kullandıkları kelimeleri ve deyimleri yakalamaya çalıştım.”

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Pusat'taki aşk gerçek hayata taşındı!

7/10/2007 · Kategori: Pusat

Dizilerden gerçek hayata yansıyan aşklara bir yenisi eklendi... Pusat'ta oynayan Haluk Piles ile Yasemin Balık arasındaki aşk yaşandığı konuşuluyor.

Show TV'nin yeni dizisi Pusat'ta başrol oynayan Haluk Piyes ile sevgilisini canlandıran Yasemin Balık, aşklarını gerçek hayata taşıdı. İkili, ilişkilerini herkesten gizlemeyi tercih ederken, yapımcı Osman Sınav'ın da henüz bu aşktan habersiz olduğu konuşuluyor. İki oyuncu set dışında da sık sık birlikte zaman geçiriyor.

KELEBEK

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

“PUSAT 2. BÖLÜM”

21/9/2007 · Kategori: Pusat

                                                                                         

                                                                                         

“21 Eylül Cuma akşamı
saat 20:00’de Show TV’de”

Pusat, Selahaddin Hoca ve Hediye ile karşı karşıyadır. Kendisini Selahaddin Hoca’ya affettirmenin yollarını arar. Bu yeni süreçte hocasının ve Hediye’nin güvenini kazanmak zorundadır. Hediye ölen boksörün haberini yapmaya

çalışırken,  çeşitli sürprizlerle karşılaşır. Yeni kuracağı düzen için Özkan’a dövüşmemesi gerektiğini söyleyen Kont ise bulunduğu yeri korumak için sert tedbirlere başvurur.
__________________________________________________________________________________

"Düşmana inat bir gün fazla yaşamak" demiş ya şair... Hayattan  yediğimiz tokatlara inat, her tokattan daha da güçlenerek çıkmak... Her bir yumruktan sonra tekrar ayağa kalkabilmek.

Herkes sıkı üç beş yumruk yemiştir. Yemeyen yoktur. Marifet yumruğu yememek değil, yere indikten sonra kalkıp tekrar varolabilmektir. Her boksör biraz bize benzer... Her ring biraz hayata... Her hayatın içinde sakladığı çileler, acılar, biraz o'na...

PUSAT'a...

Her seferinde daha da güçlenerek yoluna devam etmek...

PUSATLANARAK...

Yeteneklerini, sabrını, cesaretini zırh bilip... Hepsini kuşanarak, düştükten sonra, tekrar varolabilmek için doğrulmak...

Kendini bilmek önce... Sonra, kızgın ateşlerde dövüp zırhını, onu kendince kuşanmak.

Her PUSATLI'nın, kötünün ve musibetlerin sillesine karşı siper edineceği bir kalbi ve sağlam bir bileği vardır.

ALİ PUSAT... "Üzerine yüreğinden başka muska takmadan" * hayata ringlerden tutunmaya çalışan, sporla PUSATLANAN bir genç...

Onun bir hedefi var. Çektiği her çileyi kutsal bilerek gelmesini beklediği bir günü...

Bu, PUSATLI'nın hikayesidir. Hayatın sillesine karşı bir PUSAT kuşanarak hayatta kalmaya çalışan herkesin.

Herkesin PUSAT'ı kendi kalbinde saklıdır.
Onu bulmadan... PUSATLANMADAN girilen her dövüşte bitiş zili, hep mağlubiyete çalar.

__________________________________________________________________________________

            FRAGMAN: 

http://www.pusat.tv/Fragman.htm

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!